1. Ana Sayfa
  2. KİTAP
  3. Aşkın sınırlarının ötesine yolculuk: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu-Stefan Zweig

Aşkın sınırlarının ötesine yolculuk: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu-Stefan Zweig

featured

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabıyla aşkın sınırlarında dolaşmaya hazır mısınız? Hiç hayatınızdan rüzgar gibi öylece geçen insanların varlıklarına şahit oldunuz mu? Sanıyorum sorumu yanlış bir sordum. Şahit değil hissettiniz mi? Çünkü minik bir esintidir onlar, varlıklarını bilmezsiniz ama hayatınıza tatlı bir meltem olur. İşte Stefan Zweig bizleri Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında, böyle bir hikayeye misafir ediyor. Son derece etkili ve yalın bir anlatımla yazılan kitap sizi fark etmeden içine çekecek.

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Kitabı

HAYATINIZDA İZ BIRAKACAK

Kitap ünlü bir yazarın, kimliği belirsiz bir kadından aldığı mektupla başlar. Mektupta kimliği belirsiz kadın mektubunu “Beni hiç tanımamış sana” hitabıyla kaleme alır. Ki bence en can alıcı noktası da budur. Çok derinlerde bir kırılmışlık, kimsesizlik hissettirir bizlere. Bir varoluş çabası… Mektup yazarın çocuğunun annesinden gelmiştir aslında. Hiç tanımadığı çocuğu… Hiç farkında olmadan bu denli bir hayata dokunduğunuzu bilseydiniz ne hissederdiniz? Bu konuda Sweig bizlere tam bir ters köşe yapıyor.

Önerilen Yazı
Hem filmiyle hem de kitabıyla etkileyen bir yapıt: Gurur ve Önyargı

AŞKIN PSİKOLOJİSİNE DAİR

Veda niyetine yazılan bu mektup, bizleri platonik olan aşkın tam olarak ne boyuta gelebileceğini gösteriyor. Sevme duygusunun sınırlarının ya da başlangıcının neler olması gerektiğini sorgulatıyor. Çocukluğundan itibaren yazara karşı tutkusu bulunan bu kadın zaten ailesinden de alamadığı o ilgi ve sevgiyi hiç tanımadığı adamda arar. Karşı komşusu olan ünlü yazar ile hayatını nasıl doldurup, ilmek ilmek bu sevgiyle büyüdüğüne şahit oluruz. Öyle ki yetişkinlik dünyasını bu sevgi üzerine işleyen kadının, o adamın hayatındaki varoluş çabası sizleri derinden etkileyecek.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

YAŞATACAK MI SOLDURACAK MI

Kimilerine göre aşırı bulunabilecek bu kitap, bizlere psikolojik anlamda çok farklı bir pencere açıyor. Kendinizde de bir tutamını bulabileceğiniz o insanın yaşamına konuk ediyor. Kitapta sevgi kavramının çok yönlü olabileceğini öğreniyor ve kişiyi hayatta tutabildiği gibi nasıl giderek soldurabileceğini de tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Aslında sevmek eylemi korkutucu değil, sadece bizlerin onu hayatımızın tam olarak neresine koyduğumuz çok önemli.

Önerilen Yazı
Batı’yı Kasıp Kavuran İlk Doğulu Fırtına Halil Cibran-Ermiş

TANINMAYAN KADININ TANIMADIĞI ADAMA AŞKI

Hiç tanınmayan kadının hiç tanımadığı adama olan aşkı. Bu okuyucunun yorumuna açık bir düşünce aslında. Bence bir insanı dışarıdan tüm titizliğinizle istediğiniz kadar gözlemleyin onu tanımanız için asla yeterli olamaz. Kadın adamı öyle derin bir tutku ve incelikle seviyor ki her bir detayına dikkat edip ezberliyor. Peki bu onu tanıdığı anlamına mı geliyor. Sevgi önemli ve son derece güçlü bir duygu. Ama her şeyin fazlası zarar, bu sevgi içinde geçerli. İlmek ilmek hayatını inşa edip umutlarını oluşturan adam aynı şekilde umutlarınızın katili olursa yaşayabilir misiniz? Zweig, içine sürükleyeneceğiniz bambaşka bir deneyim sunuyor. Öyle ki kitabı bitirdiğiniz zaman sindirmeniz zaman alıyor.

KİTAPTAN KISA ALINTILAR

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’ndan kısa alıntılar:

 

“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”

“Matemdeydim ve matem tutmak istiyordum, seni görmekten yoksun oluşuma, kendimi mahkûm ettiğim bütün öteki yoksunlukların esrikliğini ekliyordum. Ve ayrıca dikkatimin sadece sende yaşamaya ilişkin tutkumdan başkaca bir şeye kaymasını istemiyordum.”

“Fakat kim…evet, şimdi, bundan sonra kim doğum günlerinde sana hep beyaz güller yollayacak? Ah evet, vazo boş kalacak, bir zamanlar yılda bir kez olsun etrafında esmiş olan o hafif soluk hayatımdan sana doğru esen o minik rüzgar, evet, oda solup gidecek! Sevgilim dinle, senden rica ediyorum…bu benim senden ilk ve son ricam…benim hatırım için yap bunu, her doğum gününde-çünkü doğum günü, insanın kendi üzerine düşündüğü bir gündür-güller al ve onları vazoya koy…”

“Seninle ölçüsüz ve sürekli ilgilenişim sonucunda iç dünyamda senin de sık sık beni düşüneceğin ve bekleyeceğin gibi çılgınca bir düşünce bir şekilde filizlenmişti”

“Benim varoluşundaki her şey ancak seninle bağlantılı olduğu müddetçe anlam kazanıyordu.”

“Sadece bir defa seninle konuşmak zorundaydım- ondan sonra yine dilsiz olarak kendi karanlığıma geri döneceğim, yanında hep dilsiz kaldığım gibi. Ama sen, yaşadığım sürece bu çığlığı duymayacaksın -ancak öldüğüm takdirde bu sana ulaşacak, benden, yani seni herkesten çok sevmiş, ama senin tarafından hiç tanınmamış olandan, hep seni beklemiş, ama senin tarafından hiç çağırılmamış olandan kalan bir miras.”

Yorum Yap

Yorum Yap