1. Ana Sayfa
  2. KÜLTÜR-SANAT
  3. İstanbul’un kadim vapur şirketi: Şirket-i Hayriyye

İstanbul’un kadim vapur şirketi: Şirket-i Hayriyye

featured

İstanbul’da vapura binmek, hiç şüphesiz İstanbul’a yaşayanların en güzel kaçış noktasıdır. Sakin bir nefes almak; İstanbul silüetinin deniz ve gökyüzü ile buluştuğu ana tanık olmak için hemen bir vapura atlayabilirsiniz. Özellikle de gün batımı kızıllığı ile buluşan İstanbul, herkese huzur ve ferahlık verir… Kadim şehrin vapur seferlerinin kuruluşu ise Osmanlı zamanında başlar. Şirketi Hayriyye, yani bildiğimiz vapur şirketinin kuruluş maksadı, devlet memurlarının işe gidiş gelişlerini kolaylaştırmaktır. Hayatı kolaylaştırmak üzere kurulan vapur şirketi, bugün birçoğumuzun en sevdiği ulaşım aracı.

İlk seferine 1852 yılı baharında seferlerine başlayan Şirket-i Hayriyye, boğaz kıyıları boyunca yolcularını taşırdı. Şirket-i Hayriyye’nin yandan çarklı vapurlarından önce Anadolu ve Avrupa yakası seferleri, küçük sandallarla hamlacılar tarafından gerçekleştirildi. Hamlacı, Osmanlı zamanında kayıkta kürek çeken adamlara denirdi. Bu sistem, devlet yapısının gelişmesi  ve göçün artarak büyümeye başlamasıyla yetersiz kalmaya başladı. Yetersiz kalmasının yanında elbette bir de sandalların çok da güvenli değildi. Bu iki önemli neden Şirket-i Hayriyye’nin kurulmasına olanak sağladı…

Önerilen Yazı
Tarih öncesi çağlardan günümüze Anadolu’da yemek kültürü…

 Şirket-i Hayriyye’nin Kuruluşu

Boğaziçi’nde bir taşıma şirketi olan Şirket-i Hayriyye, Keçecizade Fuat Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa’nın önermesiyle kurulur. Vapur şirketinin kuruluşundaki temel amaç, devlet memurlarının iş ve ev arasında yolu daha kısa süreye indirerek memurların işlerini kolaylaştırmaktır. Şirket-i Hayriyye, fikrin ortaya atılmasının ardından dönemin padişahı Sultan Abdülmecid’in de onaylamasıyla kurulur. Şirketin hisse senetleri farklı zümreler tarafından satın alınır. Böylece Şirket-i Hayriyye’yi Osmanlı’nın ilk anonim şirketi olarak görevine başlar. Günümüzde faaliyetlerine hala devam eden Şirket-i Hayriyye, ilk günkü keyfi ve güzelliğiyle Anadolu ve Avrupa yakası arasında sabah akşam milyonlarca kişiyi taşımaya devam etmektedir.

şirketi hayriyye

Kayıklardan Vapurlara…

Şirketi Hayriyye 1852 yılının bir bahar günü ilk seferini Üsküdar’a yaptı. Üsküdar, Anadolu yakasının en önemli yerleşim merkezlerinden olduğu ve büyük birçoğunu da memur sınıfını oluşturmasından dolayı ilk sefer Üsküdar’a yapıldı. Seferler ilk etapta günde 1-2 kez yapılsa da bu sayı gün geçtikçe arttı. Yıllar geçse de Üsküdar hala en çok vapur seferleri yapılan semt olma özelliğini elinde tutmaktadır.

Şirket-i Hayriyye’nin kurulmasından önce Boğaziçi’nde hem ulaşımı sağlamak hem de boğazın tadını çıkarmak için kayıklar kullanılırdı. Padişaha ait olan kayıklar ‘Saltanat Kayıkları’ olarak isimlendirildi. Saltanat kayıkları, halkın kullandığı kayıklara göre daha gösterişli ve büyük olurlardı. Marmara ve Karadeniz’in buluştuğu boğazda İstanbul’un tadını çıkarmak için yapılan kayık sefalarına ‘mehtap seyri’adı verildi. Bu keyifli boğaz gezintileri bazen sazlı sözlü eğlencelere dahi dönüşürdü. 

Şehrin giderek büyümesi ve hızlıca göç alması elbette ki 1990’larda başlamadı. Osmanlı döneminin son yıllarından itibaren göç alan İstanbul’da vapur seferleri yeterli olmadığından halkın ihtiyacını karşılamak ve iş yükünü hafifletmek için Şirketi Hayriyye’yi kurdu. 1852 yılında 4 yandan çarklı vapur Boğaziçi kıyılarında hizmete başladı. Ve 1852 yılında başlayan vapur seferleri her geçen gün sefer sayılarını artırarak büyümeye devam ediyor…

şirketi hayriyye

Şirket-i Hayriyye’nin Vapurları

6 tane vapurun İngiltere’den getirilmesinin ardından seferler Anadolu ve Rumeli boyunca devam eder.  Sonrasında ise daha çok vapura ve daha çok sefere ihtiyaç duyuldu. Şirket-i Hayriyye büyümeye ve seferlerini arttırmaya devam ederken edebiyatçılar, sanatçılar vapurlar üzerine şiirler, şarkılar yazmaya başlar. Oktay Rıfat, Edip Cansever, Sait Faik… Edebiyatçılar dışında ressamlar da Şirketi Hayriye vapurlarına kayıtsız kalamaz. Antoine de Favray, İvan Ayvazoski ve Amedo Preziosi gibi dünyanın farklı yerlerindeki sanatçılar vapurları resmeder. Hiçbir şeye sahip olmasanız bile eğer vapura binip binlerce yıllık İstanbul’u uzaktan izleyebiliyorsanız şanslınız demektir…

Öyleyse vapurların gecikmeleriyle ilgili halk arasında oldukça fazla kullanılan şu nükteli sözle yazımızı bitirelim: Çengelköy’ün zerzevatı, Beylerbeyi’nin teşrifatı ve Kuzguncuk’un haşeratı derken vapur yine gecikti…

Yorum Yap

Yorum Yap